* Tam ayakkabımı bağlayıp merdivenlerden ineceğim sırada, merdiven otomatının sönmesinden,
* Apartmanın dış kapısının önünde, sıkışmış bir halde acil tuvalete yetişmem gerektiğinde, çantadan anahtarı arayıp, en sonunda bulduğumda, meğer kapının açık olduğunu görmekten,
* İki elimde poşet varken telefon çaldığında, poşetleri yere koyup, çantadan telefonu çıkarıp, arayanın yanlış numarayı aradığını görmekten,
* Şu mu olsun, bu mu olsun diye sorunca "farketmez" cevabını almaktan,
* Çay bahçesinde masaya oturur oturmaz tepemde biten garsondan,
* "Alır mısınız" diyerek ikramda bulunduğum kişinin "teşekkür ederim" demesinin, "Evet istiyorum mu?" "Hayır istemiyorum mu?" demek olduğunu anlamamaktan,
* Parmak arası terliğin, ısrarla orta parmak ile işaret parmağı arasına girmeye çalışmasından,
* Bel dakika önce gördüğüm, yanımdan geçerken selam verdiğim tiple dönüşte tekrar karşılaşmaktan,
* Giydiğim pantolona en uygun gömleğin, ütüsüz ya da kirli sepetinde olduğunu duymaktan,
* Diyabet hastası olduğumu bilmelerine rağmen dostlarımın tatlı ikramı ısrarlarından,
* Günlerce seyredelim, seyredelim diye tutturduğum filmin tırt çıkmasından,
* Tezgah bulaşıkla dolu olduğunda, bulaşık makinesinin kapağını açınca makinenin dolu olduğunu görmekten,
* Egzozunu öttüre öttüre yanımdan geçen mobiletten,
* Yanımdan sessizce geçtiğini sonradan fark ettiğim elektrikli motordan,
* Radarı selektörle haber veren şoförlerden,
* Gereksiz yere sis lambası yakanlardan,
* Menüsünde fiyat yazmayan restoranlardan,
* Dolu çöp poşetini, boş çöp poşetine sığdırmaya çalışmaktan,
* Bir simit verir misin dediğim fırıncının, her defasında " Bir tane mi?" diye sormasından,
* Beni telefonla konuşurken gördüğü halde, aynı zamanda bana bir şeyler anlatmaya çalışan tipten,
* "Bir konuda bir şey danışacaktım" deyip benim konuşmama fırsat vermeyenlerden,
* Bana 5 dakika vakit ayırır mısın deyip yarım saatte lafı bitmeyenlerden,
* Sözümün kesilmesinden,
* Çay bardağından tabağına taşmış çaydan,
* Çayı kahveyi hüpürdeterek, çorbayı şapırdatarak, çiğdemi çikirdeterek yiyenlerden,
* "Neyse, hayırlısı olsun" diye biten sohbetlerden,
* Bilgi formuna doldurmak için telefon numaramı soran kişiye, başta sıfır olmadan numaramı söylediğimde, sanki başta sıfırdan başka rakam olabiliyormuş gibi baştaki o sıfırı neden söylemedin dercesine bastıra bastıra "sıfır beşyüz otuz ikiii" diye tekrar edilmesinden,
*
* Ramazan'da önce motosikletle davul çala çala geçen, hasılat düşük olunca da zile basıp kapıyı açtırarak apartman içinde davul çalan davulcudan,
* Lacivert takım altına kahverengi ayakkabı giyen erkeklerden,
* Beyaz gömlek altına siyah iç çamaşırı, beyaz etek altına siyah ince çorap giyen kadınlardan,
* Fenerbahçe' nin maçından önce Galatasaray'lı biri tarafından aranmaktan ve Fenerbahçe maçının olduğu herhangi bir akşam yapılan düğün, sünnet vb. törenlerden,
* Öğle tatilinde işle ilgili arayıp öğle tatilimi hiç edenlerden,
* İki arabalık yere tek araba park eden şişmiş egolulardan,
* Arkadan vuran kalleş ayakkabıdan,
* İşe giderken her gün geçmek zorunda olduğum, seyyar ve kendimi Afganistan'da hissettiren o rezil caddeyi görmekten ve kaldırım işgallerine göz yuman, halkın kaldırımını parayla başka bir halka satan yerel yöneticilerden,
* DR plaka anladık da AV plakalı avukatlardan, (Yani yolda acil avukat lazım olduğunu, hadi olduysa da "Dur AV plaka geçiyor, kesin avukattır. Onu tutalım! " diyeni görmedim daha)
* Bu yazıyı sonuna kadar okumayanlardan,
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder