1 Ekim 2018 Pazartesi

Nefret ederim

* Tam ayakkabımı bağlayıp merdivenlerden ineceğim sırada, merdiven otomatının sönmesinden,

* Apartmanın dış kapısının önünde, sıkışmış bir halde acil tuvalete yetişmem gerektiğinde, çantadan anahtarı arayıp, en sonunda bulduğumda, meğer kapının açık olduğunu görmekten,

* İki elimde poşet varken telefon çaldığında, poşetleri yere koyup, çantadan telefonu çıkarıp, arayanın yanlış numarayı aradığını görmekten,

* Şu mu olsun, bu mu olsun diye sorunca "farketmez" cevabını almaktan,

* Çay bahçesinde masaya oturur oturmaz tepemde biten garsondan,

* "Alır mısınız" diyerek ikramda bulunduğum  kişinin "teşekkür ederim" demesinin, "Evet istiyorum mu?"  "Hayır istemiyorum mu?" demek olduğunu anlamamaktan, 

* Parmak arası terliğin, ısrarla orta parmak ile işaret parmağı arasına girmeye çalışmasından,

* Bel dakika önce gördüğüm, yanımdan geçerken selam verdiğim tiple dönüşte tekrar karşılaşmaktan,

* Giydiğim pantolona en uygun gömleğin, ütüsüz ya da kirli sepetinde olduğunu duymaktan,

* Diyabet hastası olduğumu bilmelerine rağmen dostlarımın tatlı ikramı ısrarlarından,

* Günlerce seyredelim, seyredelim diye tutturduğum filmin tırt çıkmasından,

* Tezgah bulaşıkla dolu olduğunda, bulaşık makinesinin kapağını açınca  makinenin dolu olduğunu görmekten,

* Egzozunu öttüre öttüre yanımdan geçen mobiletten,

* Yanımdan sessizce geçtiğini sonradan fark ettiğim elektrikli motordan,

* Radarı selektörle haber veren şoförlerden,

* Gereksiz yere sis lambası yakanlardan,

* Menüsünde fiyat yazmayan restoranlardan,

* Dolu çöp poşetini, boş çöp poşetine sığdırmaya çalışmaktan,

* Bir simit verir misin dediğim fırıncının, her defasında " Bir tane mi?" diye sormasından,

* Beni telefonla konuşurken gördüğü halde, aynı zamanda bana bir şeyler anlatmaya çalışan tipten,

* "Bir konuda bir şey danışacaktım" deyip benim konuşmama fırsat vermeyenlerden,

* Bana 5 dakika vakit ayırır mısın deyip yarım saatte lafı bitmeyenlerden,

* Sözümün kesilmesinden,

* Çay bardağından tabağına taşmış çaydan,

* Çayı kahveyi hüpürdeterek, çorbayı şapırdatarak, çiğdemi çikirdeterek yiyenlerden,

* "Neyse, hayırlısı olsun" diye biten sohbetlerden,

* Bilgi formuna doldurmak için telefon numaramı soran kişiye, başta sıfır olmadan numaramı söylediğimde, sanki başta sıfırdan başka rakam olabiliyormuş gibi baştaki o sıfırı neden söylemedin dercesine bastıra bastıra "sıfır beşyüz otuz ikiii" diye tekrar edilmesinden,  



* Ramazan'da önce motosikletle davul çala çala geçen, hasılat düşük olunca da zile basıp kapıyı açtırarak apartman içinde davul çalan davulcudan,

*  Lacivert takım altına kahverengi ayakkabı giyen erkeklerden,

* Beyaz gömlek altına siyah iç çamaşırı, beyaz etek altına siyah ince çorap giyen kadınlardan,  

* Fenerbahçe' nin maçından önce Galatasaray'lı biri tarafından aranmaktan ve  Fenerbahçe maçının olduğu herhangi bir akşam yapılan düğün, sünnet vb. törenlerden,

* Öğle tatilinde işle ilgili arayıp öğle tatilimi hiç edenlerden,

* İki arabalık yere tek araba park eden şişmiş egolulardan,

* Arkadan vuran kalleş ayakkabıdan,

* İşe giderken her gün geçmek zorunda olduğum, seyyar ve kendimi Afganistan'da hissettiren o  rezil caddeyi görmekten ve kaldırım işgallerine göz yuman, halkın kaldırımını parayla başka bir halka satan  yerel yöneticilerden,

* DR plaka anladık da AV plakalı avukatlardan, (Yani yolda acil avukat lazım olduğunu, hadi olduysa da "Dur AV plaka geçiyor, kesin avukattır. Onu tutalım! " diyeni görmedim daha)

* Bu yazıyı sonuna kadar okumayanlardan, 

   

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder