Çin'de ilk demiryolu yapımının başladığı günlerde, işçiler yaptıkları işin ne olduğunu merak ederek, kendilerini yönetenlere sorarlar: "Ne için uğraşıyoruz. Bunun sonu ne olacak? derler. Anlatılır; bu bir demiryoludur ve zamandan kazanmayı sağlar. "Nasıl? diye sorar işçiler. "Örneğin" derler; "yaya olarak 30 günde gideceğiniz yere demiryolu yapıldıktan sonra en fazla bir günde gideceksiniz." İşçiler hayretle bakarlar ve "Pekiyi" derler, "o geride kalan 29 günde ne yapacağız?"
Malum corona virüsü belası başımıza geldiğinden beri evlerdeyiz. uzunca da bir süre oldu. Peki bu sürede evlerimizde neler yaptık, zamanımızı nasıl değerlendirdik? Sıkıldık mı? Elbette sıkıldık ancak bu sıkıntılı günleri kendi avantajımıza çevirebildik mi yoksa boş boş mu geçirdik.
Evde kapalı kalmaktan kaynaklanan, bu güzel bahar günlerinde dışarı çıkıp dolaşmak yerine evde durmanın sıkıntısı var muhakkak hepimizde. Bazıları kısıtlı da olsa dışarı çıkabiliyor, zorunlu olarak işine gitmek zorunda olanlar işlerine gidiyor. Bu onlar için kısa süreli bir rahatlama sağlıyor. ancak benim gibi kronik rahatsızlıkları olduğu için bağışıklık sistemleri zayıf olanlar ile atmışbeş yaş üstü vatandaşlarımız uzun zamandır evlerindeler.
Yaklaşık 40 gündür evdeyim. Memuriyet hayatım boyunca işimden hiç bu kadar süre ayrı kalmadım. Çalışırken izin tabi ki kullandım ama en fazla 12 gün aralıksız. Bu kadar süre hiç olmadı. Tabi bu planlı bir izin olmadığından ve evde kalmak zorunda olduğumuzdan gezme planları da yapamayınca ben uzun zamandır arayıp da bulamadığım fırsatları yakaladım.
Eli kalem, kağıt tutan için o kadar oyalanacak şey varki hayatımızda. Ama elimiz sadece tv kumandası ve cep telefonu tutuyorsa bir süre sonra kısır döngüye girebiliyorsunuz. Twitter'a gir, ardından instagram, o ne yapmış bu ne story atmış, oradan hoop facebook'a. Yalan yanlış elden ele gezen bilgiler. Bir kaç haber sitesi. Hadii bir bakmışsın kafa olmuş çorba. Dur telefondan onu arayayım, bunu arayayım o da bitti. Al kumandayı eline kanal listesini tara, bitsin baştan sona tekrar tara. Malum her yer profesör kaynıyor. Birinin ak dediğine öbürü kara derken, o kara ertesi gün tekrar ak oluyor. Twitter'da günden tekrar değişiyor. Sonra bir bakmışsın akşam haberleri gelmiş. Açılan sandık sayısı şu, pozitif çıkan oy sayısı şu, vakaların illere göre dağılımı derken, seçim sonucu gibi vaka sayıları açıklanıyor ve gün içindeki bilgiler hepsi birlikte beyninde dans ediyor. Akşam televizyon faslı, güldür güldür, fıldır fıldır, sörvayvır, muhteşem doktor, korkutucu sesi ve elinde bastomuyla ateş-öksürük diyen corona virüsün vücut bulmuş hali gibi zırt pırt karşımıza çıkan doktor, o dizi, bu dizi derken gün bitiyor çoğumuzun evinde. Ee yarın napıcaz. Vallahi aynısı. Hiç bir fark yok. Birbirinin aynısı günler.
İlk günler bu arayı bir nimet gibi görmüşken devam eden günlerdeki belirsizlik insanı sıkıyor. Başlarda günümün belli zamanlarında kitap okumaya, ki bunun bir kısmı e-book olarak okuduğum kitaplar- bir kısmını felsefe çalışmaya, bir kısmını dizi ve film ile tv izlemeye ayırdım. Bunu istisnasız her gün yapıyorum. Dijital platform dizilerinin uzun süren bölümleri bitmek bilmese de biraz ondan biraz bundan atlaya zıplaya seyrediyorum. Kitaplığımı düzenledim. Son okuduğum ya da daha önce okumuş olduğum kitapların özetini bloğuma ekledim. Günlük gazeteleri okudum. Elinizde bir cep telefonunuz varsa bunu faydalı işler için de, boş işler için de kullanmak sizin elinizde. Tabi bunu öncelikle sizin istemeniz gerekli. Sadece sosyal medyaya takılıp kalmak bir süre sonra can sıkmaya başlayacaktır.
Bu günlerde can sıkıntısından yakınmak yerine ev ortamında çoktandır yapamadığımız ya da vakit bulamadığımız şeyleri yapmak için bir fırsat olabilir. Mesela yıllarca eline kitap almayanlar için birkaç satır okumak -ne olursa olsun- yeni bir şeylerin başlangıcı olabilir. Eldeki malzeme ile internetten tariflere bakarak basit yemekler yapmak -ki erkek olmak buna engel değil- aile bireyleri ile vakit geçirecek etkinlikler, hani eskiden elektrikler kesildiğinde yaptığımız gibi (Bunu ancak benim yaşımdakiler anlayabilir) küçük oyunlar, aklınızdan geçen şeyleri yazıya dökmek de bu etkinliklerden olabilir.
Bu tür etkinlikler, sıkıntılı günler geçirdiğimiz bu günler alışkanlıklarımız değişmesi açısından bir fırsat olabilir. Çinli demiryolu işçileri gibi "Peki geri kalan 29 günde ne yapacağız ?" diye düşünmeden geçireceğimiz ve sonunda güzel ve virüssüz sağlıklı günlerimiz olur umuduyla.
26 Nisan 2020 Pazar
17 Nisan 2020 Cuma
Kimle hangi dil konuşulur?
Habsburglar hanedanı ve tarihte Kanuni Sultan Süleyman'ın başağrısı olan, Flaman şehri Ghent'te doğan ve ana dili Flamanca olan V.Karl (V.Charles) İspanya kralı olduktan sonra İspanyolca öğrendi. Çok mükemmel konuşup yazmasa da sevdi. Evde konuştuğu dil Fransızcaydı, ileride Alman imparatoru olmasına rağmen şu meşhur tasvir onundur; "
"Tanrıyla İspanyolca, kadınlarla İtalyanca, dostlarla Fransızca ve atlarla Almanca konuşulur."
İmparator 1535'te Tunus'a çıkmış ama İspanya'nın Kuzey Afrika macerası çok geçmeden Barbaros Hayrettin Paşa tarafından bitirilmişti.
Buraya kadar bilgiler, İlber Ortaylı'nın Defterimden Portreler" adlı kitabından.
Bana kalırsa V.Karl Türkçe'de öğrenmeliydi kesinlikle. Barbaros Hayrettin Paşa ile karşılaştığında aman dilemek için "aman hayrettin, yapma bunu Hayrettin" demek için.
"Tanrıyla İspanyolca, kadınlarla İtalyanca, dostlarla Fransızca ve atlarla Almanca konuşulur."
İmparator 1535'te Tunus'a çıkmış ama İspanya'nın Kuzey Afrika macerası çok geçmeden Barbaros Hayrettin Paşa tarafından bitirilmişti.
Buraya kadar bilgiler, İlber Ortaylı'nın Defterimden Portreler" adlı kitabından.
Bana kalırsa V.Karl Türkçe'de öğrenmeliydi kesinlikle. Barbaros Hayrettin Paşa ile karşılaştığında aman dilemek için "aman hayrettin, yapma bunu Hayrettin" demek için.
16 Nisan 2020 Perşembe
Ben Köpek
"Hacı-hoca-vaiz-imam takımının, biz köpekleri hiç sevmemeleri malumunuzdur elbette. Bana kalırsa, mesele Hazreti Muhammed'in üzerinde uyuyakalan bir kediyi uyandırmamak için eteğini kesmesiyle ilgili. Kediye gösterilen bu zarafetin bizlere gösterilmediği hatırlanarak ve nankör olduğu en aptal ademoğlu tarafından bile bilinen bu mahlukla ezeli savaşımız yüzünden Resulallah'ın köpeklere bir düşmanlığı vardı, denmek isteniyor. Abdest bozar diye camilere sokulmayışımız, yüzyıllardır cami avlularından kayyımların sırıklı süpürgelerinden yediğimiz dayaklar, kötü niyetlerle yapılmış bu yanlış tefsirin sonucudur."
Orhan Pamuk'un "Benim Adım Kırmızı" adlı romanından "Ben, Köpek" başlıklı bölümden alıntı.
Orhan Pamuk'un "Benim Adım Kırmızı" adlı romanından "Ben, Köpek" başlıklı bölümden alıntı.
14 Nisan 2020 Salı
Şaman Öğretisine Göre Yaşamak Nedir?
Bir şaman öğretisi şöyle der;
"Doğada hiçbir şey kendisi için yaşamaz
Nehirler kendini suyunu içemez
Ağaçlar kendi meyvesini yiyemez
Güneş kendisi için ısıtmaz
Ay kendisi için parlamaz
Çiçekler kendileri için kokmaz
Toprak kendisi için doğurmaz
Rüzgar kendisi için esmez
Bulutlar kendi yağmurlarından ıslanmaz
Doğanın anayasasında ilk madde şudur:
Her şey birbiri için yaşar
Birbiri için yaşamak, doğanın kanunudur."
"Doğada hiçbir şey kendisi için yaşamaz
Nehirler kendini suyunu içemez
Ağaçlar kendi meyvesini yiyemez
Güneş kendisi için ısıtmaz
Ay kendisi için parlamaz
Çiçekler kendileri için kokmaz
Toprak kendisi için doğurmaz
Rüzgar kendisi için esmez
Bulutlar kendi yağmurlarından ıslanmaz
Doğanın anayasasında ilk madde şudur:
Her şey birbiri için yaşar
Birbiri için yaşamak, doğanın kanunudur."
11 Nisan 2020 Cumartesi
Bosna-Hersek'li Devlet Adamı Eyüp Ganiç'in Sözleri:
"Benim halkım sanatla, bilimle, sporla iç içeydi. Savaşmayı bilmezdik. Geçen üç yılda savaşmayı da öğrendik, ancak biz hala savaşçılığımızla değil kültür ve medeniyetimizle övünüyoruz, üç yılda bunlardan hiçbir şey kaybetmedik ve kaybetmeyeceğiz de. Çünkü adımızın gelecekte Sırplarınki gibi soykırımlarla birlikte anılmasını istemiyoruz."
Yeni Asır, 10 Şubat 1995
Yeni Asır, 10 Şubat 1995
4 Nisan 2020 Cumartesi
Ünlülerin Aşk Mektuplarından
Frida Kahlo'dan Diego Rivera' ya;
"Hiçbir şey ellerinle kıyaslanamaz, hiçbir şey gözlerinin altın-yeşili gibi değil. Vücudum günlerdir seninle dolu. Sen gecenin aynasısın Şiddetli bir şimşek çakışı. Toprağın nemi. Koltuk altlarının oyuğu benim sığınağım. Parmaklarım kanına değiyo
r. Tüm sevincim çiçek çeşmenden fışkıran hayatı hissetmek ve sana ait tüm sinir yollarımı bununla doldurmak.
Sen sayıların tüm kombinasyonlarısın. Hayat. Dileğim çizgileri şekilleri tonları hareketi anlamak. Sen gerçekleştiriyorsun ve ben alıyorum. Sözün boşlukta olan hücrelerime ulaşıyor, sonra senin hücrelerine gidiyor ki onlar da benim ışığım.
Cemil Meriç'ten Lamia'ya;
"Ben ezeli bir mağlubum
Mektuplarını üzülerek okudum. Sen ki son liman, son ümit, son dost, ilk ve son sevgilisin. Sen ki yıldızım, sen ki annem, sen ki çocuğumsun. Acılarımla hırçınlaştığına üzüldüm. Istıraplarım çok mu çirkin, çok mu çocukça? Onları senden mi gizleyeceğim? Sahneye maskeyle çıkmak! Ben aktör değilim. Sesinin tonunda minnacık bir soğuyuş hissettiğim an yokum.

Acılarımın kaynağı sensin, evet ama hayatımın kaynağı da sensin. senin için ve seninle yaşıyorum. Sen uçuruma yuvarlanırken tutunulan dal, sen vaha, sen bütün hayal kırıklıklarımın dudaklarında ümitleştiği kadın. İki yıl önce bu kşam bir rüyaydınız, bilinmeyendiniz. Sen bütün kitaplardan daha derinsin. Sana yazdığım mektuplardan utanıyorum, kendi kendini oku. Muhammed'e nasıl iman ettiklerini anlıyorum. Tek mucize kelam. Kelam, yani sen."
"Hiçbir şey ellerinle kıyaslanamaz, hiçbir şey gözlerinin altın-yeşili gibi değil. Vücudum günlerdir seninle dolu. Sen gecenin aynasısın Şiddetli bir şimşek çakışı. Toprağın nemi. Koltuk altlarının oyuğu benim sığınağım. Parmaklarım kanına değiyo
r. Tüm sevincim çiçek çeşmenden fışkıran hayatı hissetmek ve sana ait tüm sinir yollarımı bununla doldurmak.
Sen sayıların tüm kombinasyonlarısın. Hayat. Dileğim çizgileri şekilleri tonları hareketi anlamak. Sen gerçekleştiriyorsun ve ben alıyorum. Sözün boşlukta olan hücrelerime ulaşıyor, sonra senin hücrelerine gidiyor ki onlar da benim ışığım.
Cemil Meriç'ten Lamia'ya;
"Ben ezeli bir mağlubum
Mektuplarını üzülerek okudum. Sen ki son liman, son ümit, son dost, ilk ve son sevgilisin. Sen ki yıldızım, sen ki annem, sen ki çocuğumsun. Acılarımla hırçınlaştığına üzüldüm. Istıraplarım çok mu çirkin, çok mu çocukça? Onları senden mi gizleyeceğim? Sahneye maskeyle çıkmak! Ben aktör değilim. Sesinin tonunda minnacık bir soğuyuş hissettiğim an yokum.

Acılarımın kaynağı sensin, evet ama hayatımın kaynağı da sensin. senin için ve seninle yaşıyorum. Sen uçuruma yuvarlanırken tutunulan dal, sen vaha, sen bütün hayal kırıklıklarımın dudaklarında ümitleştiği kadın. İki yıl önce bu kşam bir rüyaydınız, bilinmeyendiniz. Sen bütün kitaplardan daha derinsin. Sana yazdığım mektuplardan utanıyorum, kendi kendini oku. Muhammed'e nasıl iman ettiklerini anlıyorum. Tek mucize kelam. Kelam, yani sen."
Seksizim
Evet başlıktaki eksik yazılan bir "S" harfi anlamı ne kadar da değiştiriyor öyle değil mi?
Tahmin ediyorum ki ilk okuduğunuz da ağzınızdan bir "yuh" çıkmıştır. Yok değil anladığınız gibi sek"s"siz değilim sadece yazımın konusu "seksizm".
Yani kelime anlamı olarak "seksizim", birini cinsiyeti üzerinden ikinci konuma itmek ve üzerinde üstünlük kurmaktır.
Sosyal yaşantımızda bunu tipik olarak erkeklerin kadınlar üzerinde hakimiyet kurmaları olarak biliriz. Kurumsal ayrımcılık vasıtasıyla cinsel istismara kadar uzanır. Seksist tutumların ve ayırımcı davranışların sadece kadınlara yönelik olmadığını, LGBT' lilere de uygulandığını biliyoruz. Düşmanca diye adlandırılan seksizm, tahmin edeceğiniz üzere kadınlara karşı seksist tutumların sergilenmesidir. Bu tutuma göre kadınlar irrasyoneldir, zayıftır ve erkeklere göre daha aşağı bir düzeydedir. Bunun yanında seksizimin kendini saklayan, çok daha gizli saklı yürüyen bir tarafı da vardır. Bu tutumlar görünürde olumlu seksist tutumlardır; kadını geleneksel rolleri içinde yüceltir "ana" olması, "evin dişi kuşu" olması gibi özelliklerle kadın idealize edilir. Bu özellikler olumsuz değildir ama kadını belirli bazı rollerle sınırlar böylelikle de erkek hakimiyetini meşrulaştırır. Tıpkı modern ırkçılıkta olduğu gibi burada da olumlu ve olumsuz tutum ve değerlerin çatışması yaşanır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
