"Özlemek fiil ya da durumu hemen her dilde kendini bambaşka bir zeminde bulur.
Örneğin: Türkçedeki 'özlemek' '-öz' kökünden türetilmiştir,denir. Yani 'öz-lemek' bir şeyi, birini, bir yeri öylesine özünden saymak ki onun yokluğunda özünden, kendinden bir şeylerin eksildiğini hissedip azap duymak. Tabii, bir başka yorum daha olduğunu kaydetmem gerek. Özlemek fiilinin, 'ök-, öğ-' (akıl) kökünden türediğini, zamanla dönüşerek özlemek halini almış olan 'öğlemek/öksemek' fiillerinin 'akıldan çıkaramamak' kökenli olduğunu söyleyenler de var. ama yine de ilkine inanmak daha romantik geliyor elbette. Bu fiilin daha romantik, daha şiirsel bir karşılığı ise Farsça'da var. Farsçada 'seni özledim' şöyle söyleniyor. 'Delem, berat teng şode' Bu ifadenin kelimesi kelimesine çevirisi, 'Gönlüm senin için sıkıştı.' dır. Altını çizmek isterim. Farsça konuşanlar için bu, şiirsel olsun diye böyle söylenen ya da yalnızca edebiyatta kullanılan bir kalıp değil. Tam olarak ifade bu.
Portekizcede ise, (eu sinto sua falta) 'Yokluğunu duyuyorum' denir. Fransızca ve İtalyancada ise 'sen bende eksiksin' gibi 'özleniyorsun' gibi. Tacikçede ise 'seni kaybettim' denir. Katalancada ise özlemek 'Eksikliğini buluyorum' biçimini alır. İngilizcede ise 'to miss' fiili aynı zamanda 'ıskalamak' demek olması da başlı başına ilginçtir.Ama olayı asıl ilginç kılan şey bu duygu çeşitliliğidir. Örneğin görmek, yemek, konuşmak, ölmek gibi tüm fiiller bütün dillerde birebir karşılanabiliyorken özlemek fiilinin hemen her dilde başka bir algılama ve ifade biçimini işaret etmesi bence çok büyülü...ama özlemek çok şahsidir. Herkes kendince özler, özlediğinde ne hissettiğini herkes kendi bilir. Bu, diller arasında bile bu kadar çok özlemi dile getirme biçiminin gelişmesine yol açmışken kim bilir insandan insana nasıl farklı hallere bürünür."