26 Nisan 2020 Pazar

Can Sıkıntısı

Çin'de ilk demiryolu yapımının başladığı günlerde, işçiler yaptıkları işin ne olduğunu merak ederek, kendilerini yönetenlere sorarlar: "Ne için uğraşıyoruz. Bunun sonu ne olacak? derler. Anlatılır; bu bir demiryoludur ve zamandan kazanmayı sağlar. "Nasıl? diye sorar işçiler. "Örneğin" derler; "yaya olarak 30 günde gideceğiniz yere demiryolu yapıldıktan sonra en fazla bir günde gideceksiniz." İşçiler hayretle bakarlar ve "Pekiyi" derler, "o geride kalan 29 günde ne yapacağız?"

Malum corona virüsü belası başımıza geldiğinden beri evlerdeyiz. uzunca da bir süre oldu. Peki bu sürede evlerimizde neler yaptık, zamanımızı nasıl değerlendirdik? Sıkıldık mı? Elbette sıkıldık ancak bu sıkıntılı günleri kendi avantajımıza çevirebildik mi yoksa boş boş mu geçirdik. 

Evde kapalı kalmaktan kaynaklanan, bu güzel bahar günlerinde dışarı çıkıp dolaşmak yerine evde durmanın sıkıntısı var muhakkak hepimizde. Bazıları kısıtlı da olsa dışarı çıkabiliyor, zorunlu olarak işine gitmek zorunda olanlar işlerine gidiyor. Bu onlar için kısa süreli bir rahatlama sağlıyor. ancak benim gibi kronik rahatsızlıkları olduğu için bağışıklık sistemleri zayıf olanlar ile atmışbeş yaş üstü vatandaşlarımız uzun zamandır evlerindeler. 

Yaklaşık 40  gündür evdeyim. Memuriyet hayatım boyunca işimden hiç bu kadar süre ayrı kalmadım. Çalışırken izin tabi ki kullandım ama en fazla 12 gün aralıksız. Bu kadar süre hiç olmadı. Tabi bu planlı bir izin olmadığından ve evde kalmak zorunda olduğumuzdan gezme planları da yapamayınca ben uzun zamandır arayıp da bulamadığım fırsatları yakaladım.

Eli kalem, kağıt tutan için o kadar oyalanacak şey varki hayatımızda. Ama elimiz sadece tv kumandası ve cep telefonu tutuyorsa bir süre sonra kısır döngüye girebiliyorsunuz. Twitter'a gir, ardından instagram, o ne yapmış bu ne story atmış, oradan hoop facebook'a. Yalan yanlış elden ele gezen bilgiler. Bir kaç haber sitesi. Hadii bir bakmışsın kafa olmuş çorba. Dur telefondan onu arayayım, bunu arayayım o da bitti. Al kumandayı eline kanal listesini tara, bitsin baştan sona tekrar tara. Malum her yer profesör kaynıyor. Birinin ak dediğine öbürü kara derken, o kara ertesi gün tekrar ak oluyor. Twitter'da günden tekrar değişiyor. Sonra bir bakmışsın akşam haberleri gelmiş. Açılan sandık sayısı şu, pozitif çıkan oy sayısı şu,  vakaların illere göre dağılımı derken, seçim sonucu gibi vaka sayıları açıklanıyor ve gün içindeki bilgiler hepsi birlikte beyninde dans ediyor. Akşam televizyon faslı, güldür güldür, fıldır fıldır, sörvayvır, muhteşem doktor, korkutucu sesi ve elinde bastomuyla ateş-öksürük diyen corona virüsün vücut bulmuş hali gibi zırt pırt karşımıza çıkan doktor, o dizi, bu dizi derken gün bitiyor çoğumuzun evinde. Ee yarın napıcaz. Vallahi aynısı. Hiç bir fark yok. Birbirinin aynısı günler.

İlk günler bu arayı bir nimet gibi görmüşken devam eden günlerdeki belirsizlik insanı sıkıyor. Başlarda günümün belli zamanlarında kitap okumaya, ki bunun bir kısmı e-book olarak okuduğum kitaplar- bir kısmını felsefe çalışmaya, bir kısmını dizi ve film ile tv izlemeye ayırdım. Bunu istisnasız her gün yapıyorum. Dijital platform dizilerinin uzun süren bölümleri bitmek bilmese de biraz ondan biraz bundan atlaya zıplaya seyrediyorum. Kitaplığımı düzenledim. Son okuduğum ya da daha önce okumuş olduğum kitapların özetini bloğuma ekledim. Günlük gazeteleri okudum. Elinizde bir cep telefonunuz varsa bunu faydalı işler için de, boş işler için de kullanmak sizin elinizde. Tabi bunu öncelikle sizin istemeniz gerekli. Sadece sosyal medyaya takılıp kalmak bir süre sonra can sıkmaya başlayacaktır.

Bu günlerde can sıkıntısından yakınmak yerine ev ortamında çoktandır yapamadığımız ya da vakit bulamadığımız şeyleri yapmak için bir fırsat olabilir. Mesela yıllarca eline kitap almayanlar için birkaç satır okumak -ne olursa olsun- yeni bir şeylerin başlangıcı olabilir. Eldeki malzeme ile internetten tariflere bakarak basit yemekler yapmak -ki erkek olmak buna engel değil-  aile bireyleri ile vakit geçirecek etkinlikler, hani eskiden elektrikler kesildiğinde yaptığımız gibi (Bunu ancak benim yaşımdakiler anlayabilir) küçük oyunlar, aklınızdan geçen şeyleri yazıya dökmek de bu etkinliklerden olabilir. 

Bu tür etkinlikler, sıkıntılı günler geçirdiğimiz bu günler alışkanlıklarımız değişmesi açısından bir fırsat olabilir. Çinli demiryolu işçileri gibi "Peki geri kalan 29 günde ne yapacağız ?" diye düşünmeden geçireceğimiz ve sonunda güzel ve virüssüz sağlıklı günlerimiz olur umuduyla.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder