6 Ekim 2018 Cumartesi
Facebook'umdan bulduğum boncuklar.
Yetmişlik dedelerin eline bir klavye ile maus geçince, kırıntısı bile kalmamış testesteron ve adrenalinlerinin nasıl tavana vurduğunu,
Gerçekte ne olduğunu, ne'ci olduğunu bildiğimiz insanların, birilerine yaranmak için, "işine nasıl gelirse O'cu" olabildiğini,
Üflesen yıkılacak, höt desen altına yapacak bazılarının da pc başına oturunca, meğerse on kaplan gücünde Conan, yüz yumruk gücünde Rocky Balboa olduğunu,
Bir baltanın sapı olmak için mülakat yapılsa elemeyi geçemeyecek şahısların, sanal dünyada ne ahkamlar kestiğini, ne profesörlere akıllar verdiğini, eleştirdiğini, kendisini tanımasak adam sanacağımızı,
Tuttuğu takımın yenildiği maçtan sonra, takımın penaltı kaçıran futbolcusunun, restoranda bir gecede ödediği hesabın, kendisinin altı ayda aldığı maaş kadar olan adamın, takımının kaybettiği maçı kendine O futbolcudan daha fazla dert ettiğini,
Sokakta höt zöt konuşan, kurduğu cümle yapısı özne+tümleç+amk olanların sanal medyadan kızlara yürürken ne kadar kibar olduğunu, bu şahısları tanımasak, kurduğu cümle yapısındaki yüklem görevi gören amk' nın "Açık Mert Korkusuz" demek olduğunu sanabileciğimizi,
Kendisini, "delikanlının tarifi" "Efendi" "muhafazakar" olarak nitelendirip, "onun, bunun karısıyla, kızıyla işim olmaz aga" diyen tiplerin, ilgilendikleri sayfa içeriklerine ve arkadaş listesine baktığımızda, olduğu gibi görünmedikleri, göründüğü gibi de olmadıklarını,
Sırf erkek arkadaşı olmayan kız arkadaşlarını, ya da eski erkek arkadaşını kıskandırmak için başka erkeklerin duygularıyla oynayarak aşkısı, canısı, balısı selfilerinin paylaşılmasından sonra biten sözde aşkları,
Eşlerin birbirlerini ne kadar sevdiklerini facebooktan ilan ettiklerini, doğum günlerini bile yan yana otururken birbirlerine yazarak kutlayan tiplerin facebook'tan önce sevgilerini nasıl ifade ettiklerini bilmediğimizi,
Her gününün aşağı yukarı nasıl olduğunu bildiklerimizin "Bugün de böyle olsun" paylaşımlarını görünce, "Dün sabah kahvaltıyı Como Gölü kıyısında yaptı galiba" diye düşünmeden edemediğimizi,
Eğlenmek, dinlenmek için gidilen tatilleri biliyorduk ama sosyal medyada fotoğraf paylaşmak için de tatile gidildiğini,
İsmimizin ne anlama geldiğini, uğurlu rengimizi, ismimizin baş harfine göre aslında mesleğimizin ne olması gerektiğini ya da önceki hayatımızda Mısır Kraliçesi olduğumuzu, bu saçmalıklara gerçekten inanan ve bununla böbürlenen, "Bakın işte demedim mi ben kraliçe ruhluyum" diye gezinen bir kitlenin de gerçekten var olduğunu,
Adının önüne gazeteci ünvanı bulunan bazı kişilerin bile araştırıp incelemeden her saçma konuyu haber gibi paylaştığını,
"Yoğurtla limonu karıştır bak, her sabah ye bizim oğlan, bizim bir akraba vardı Allah seni inandırsın şeker meker kalmadı, altı ayda insülini bıraktı" türü sağlık reçetelerinin dilden dile gezdiği ama Türkiye'de hala 6 milyon şeker hastası olduğunu,
Herkesin Atatürkçü, milliyetçi, cumhuriyetçi geçindiğini, ancak sorsan 1923 de ne oldu? 1920 de ne oldu? hep karıştırdığını,
Cuma namazına gitmeden cuma mesajı paylaşarak dini vazifesini yerine getirdiğini sananların olduğunu,
"Bugün de şehit ateşi düştü" haberinin altına, "Bekle Gabar Dağları, Cudi Dağları geliyoruz !" diye yorum yazanların, paralı askerlik yapmak için başvurduğunu,
Arkadaş sayfanda olan, her paylaşımını takip eden, yorum yazan kişilerin gerçek hayatta senden bir selamı esirgediğini,
"Yav ne zamandır görünmüyorsun, özledik" cümlesinin "Ya facebook'ta görünmüyorsun hiç, hayırdır?" cümlesi ile yer değiştirdiğini,
Zeka seviyesi, fırça+boncuk+kürek=15 ise tarak+faraş+kürek= ?kaçtır türü sorularını paylaşmak ve yorumlara "hayır değil", "hayır o da değil" "ben çözdüm çok zekiyim eyoo!" seviyesinde olan bazı dostlarımızın olduğunu,
Bir yemek resminin, bir tatil deniz güneş mayo bikini resminin yüzlerce beğeni alırken, kültürel bir paylaşımın kaç arkadaşınız olursa olsun en fazla on beğeni aldığını,
Dostlarımızın şarkı paylaşımlarından ruh halinin ne olduğunu, sevgilisinin terk ettiğini mi, özlediğini mi, barıştığını mı rahatlıkla anlayabileceğimizi,
On dakika önce ölmüş dedesiyle selfie yaparak "Dedemi kaybettik ühü" duyurusu yapanlara, içimizden "bi dürt bakalım hacı belki uyuyordur nerden bilelim öldüğünü, doktor raporunu da paylaş" demek geldiğini,
Kaç şiddetinde deprem olursa olsun, yapılacak ilk işin güvenli bir yere sığınmak değil, durum güncellemesine "Fena sallanıyoruz?" "Deprem oluyor" diye yazmak olduğunu,
Hava durumunu öğrenmek için hava durumu sitelerine girmeye gerek olmadığını, "Arkadaşlar, dışarı çıkıcam da, üzerime bir şeyler almalı mıyım?" demenin yeterli olduğunu,
Gruplarda, bir kadının en dandik paylaşımının bile en az üçyüz yorum, bin beğeni aldığını, aynı paylaşımı bir erkek yaptığında ise sadece grup yöneticisinin beğeni yapıp, yorum kısmına gülenyüz bıraktığını, (Bizzat denenmiştir. :) )
Hâlâ, sahte hesaplardan gelen "Tebrikler hadi yine iyisin canım arkadaşım, senin hat kontörlü müydü be? Ya da "Çiftnosa çekilişinin bu haftaki talihlisi olmak ister misin arkadaşım" türü mesajları yutan bir tayfa olduğunu, bu ucuz numaralarla başkalarını kandırabileceğini düşünen de birileri olduğunu,
Öğrendik.
Dahası,
Facebook' tan sosyal medyayla aramızın ne kadar boom book olduğunu öğrendik.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder