İnemem" adlı bir öyküsü var. Öyküde kendi ağzından orta halli bir memur tasvir ediliyor, ayda aldığı maaş, yapacağı ödemeler, borcunu harcını anlattıktan sonra çarşıya inemem diyor. Sonra da ekliyor "Çarşıya inemememin sebebi parasal durumum değil"
Öykünün kahramanının çarşıya inememe sebebi insanlar.
"O fırıncı yok mu o? O, sabahları kırbaç gibi işçi çocuklara pis yağlı böreğini otuz beş kuruşa okutan, olur da fazla veririm korkusundan kimselere para bozmayan fırıncı."
"O, kıyma makinesinden geçen her yarım kilo ete öğürtücü, öldürücü iç yağları karıştıran, o, elli adımdan geldiği kokan, sandalyesinde akşama kadar oturup içyağları, keçileri, mandaları düşünen kasap efendi."
Bunların suratını görmemek için çarşıya inmediğini söyler öyküde kahramanımız. Sonra da: " Hayır değil, değil, şimdi çarşıya insem bakkala 'Vay Barba Niko!', kasaba 'Vay Usta Haralambo!', fırıncıya 'Ooo Abdülkadir Efendi!' diyeceğime emin olun." diye de ekler. Öykünün sonunda da der ki: "Bu bir bitiriş şekli değil ama, çarşıya inemem o kadar."
Cemil Meriç'in bir sözü var. Diyor ki: "Ve kitaptaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim."
Cemil Meriç'in bir sözü var. Diyor ki: "Ve kitaptaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder